Din Ahlak Eğitim Siteleri Dini100.Net İslami Siteler Birliği Bedava100.Net -Kültür ve Sanat Siteleri
İslami Siteler
islami sohbet


Din ve Kültür


Kıyıdan Topladıklarım


Körfez İgsaş İÖO Fotoğrafçılık Kulübü






Sağ sütundaki Veli Bilgilendirme Sistemi yazısı tıklanarak notlar öğrenilebilir.
Hafta hafta işlenen konularımızı takip ederek her zaman dersimize hazırlıklı olmak isteyen
öğrencilerimiz de Bu Haftaki Dersimiz yazısına tıklamalıdırlar.

Sarıl ki, Her Yanını Sarsın Sevgi

Sarılmak

 

Annem/babam bana sarılmazdı" şikâyetini ne zaman işitsem boğazıma bir yumru oturur. Beni sevmedi/ler anlamına gelir bu şikâyet. Bana kendimi değerli hissettirmedi/ler.

Beni önemsemedi/ler. Oysa ne çok sevilmek isteriz. Sonsuzca sevilmek isteriz. Sonsuz merhamet ve şefkatle sarıp sarmalanmak, kuşatılmak isteriz. Sonsuzluğun şefkati bizi tutsun, hiç bırakmasın isteriz. Büyüyüp koca adamlar da olsak, üniversitede hoca olsak, elleri titrek güngörmüş yaşlılara da dönsek, yine de şefkat ve merhamete sonsuz ihtiyaç duyarız. Hatta daha da çok.

Bir de, ne zaman "Annem/babam bana sarılmazdı" şikâyeti işitsem, oturduğum evin bahçesinde şahit olduğum minik bir sahne belirir gözümün önüne. Sarılmanın gücünü ve özellikle çocuklar için önemini gösteren bir sahnedir bu. Beş-altı yaşlarında bir erkek çocuğu bahçede oynarken düşmüştü. Kıyıda onu seyreden annesi hemen yanına koştu. Onu ne azarladı, ne ah vah edip telaşlandı. Hiçbir şeycik söylemedi. Oğlunu yerden kaldırdı ve ona sarıldı. Sadece sarıldı. O kadar. O sarılış, söylenmesi gereken tüm sözcükleri söyledi. O an muhtaç olduğu tüm duyguları çocuğun kalbine taşıdı. Çocuk başka bir söze ihtiyaç duymadı. Ağlamasını kesip oyuna kaldığı yerden devam etti.

Şefkat ve merhamet, başkasının ıstırabına ve sevincine katılmaktır ve her ıstırap ve sevinç, merhamet ve şefkati hak eder. Sarılmak da, şefkat ve merhametin gülümsemesidir. Bundandır ki sarılmayı çok ciddiye alırım bir terapist olarak. Gücüm yetse tüm anne-babalara sesimi duyurmak isterim: "Çocuklarınıza sarılın, çocuklarınıza sarılın!" Gücüm yetmez tabii. Kalakalırım.

Hepimiz bu çocuk kadar şanslı değilizdir. Bizi kuşatmasını umduğumuz kollar yerinden kımıldamaz. Bir el bize dokunmaz. En yakınımızdaki insanın kolları bize merhamet ve şefkat taşımaz. Hasretle bekleriz. Yıllarca bekleriz. "Belki bir gün" deriz, "bir gün anne babam gelip bana sarılacak." O gün bir türlü gelmek bilmez. Bir gün gelir, bu imkânsızlaşır. Artık bu hayatta değillerdir.

Eskiden olsa onlara kızardım. Çocuklarına sarılmayan anne-babalara. Artık kızmıyorum. Onların da aynı dertten muzdarip olduklarını anladığımdan beri. Şefkat görmeden şefkat göstermek zordur. Sevilmeden sevmenin zor olması gibi. Değerli olduğumuzu hissedemeden başkasına değer vermenin zor olması gibi. "Bu o kadar zor ki benim için. Annem babam da bana sarılmadı. Bilmiyorum ki şefkatli bir sarılmanın ne olduğunu." Kısmen doğru bir tespittir bu. Bilmediğimizi nasıl uygularız? Sözlerini bilmediğimiz bir şarkıyı nasıl söyleyebiliriz?

Zordur sarılmanın ne olduğunu bilmeden sarılmaya çalışmak. Çok zordur. Ama kısır döngü bir yerden kırılmalıdır. O an bir el, elimizi tutup bağlar sanki. Geri geri gideriz. Tam elimizi oğlumuzun omzuna atacakken birden çekeriz. Bir kere daha denemek gerekir. Gerekirse bin kere. Önceleri tedirgin, ürkek ve acemice yaparız bunu. Varsın olsun. Hangi zor işin acemiliğini ve yabancılığını çekmedik ki. Oğlumuza ve kızımıza sarılmayı öğrenmeden ölüp gitmek hayatı eksik bırakır bir yerinden. Anne-babamıza sarılmadan ölüp gitmek hayatı eksik bırakır bir yerinden.

Tam elimiz giderken içimizde şeytani bir ses konuşur: "Ama içimden gelmiyor ki!" Varsın gelmesin. Neyi çok isteyerek yapıyoruz ki. Bazen doğru olanı yapmanın kendisidir erdem. Her şeyi isteyerek yaptıktan sonra insan iradesinin önemi kalır mı ki!

Bazen de şeytani ses başka bir açıdan ellerimizi kollarımızı bağlar. Tam, kırgın olduğumuz anne-babamıza, oğlumuza, kızımıza, eşimize sarılmak isterken şeytani ses bizi duraklatır: "Niye sarılacaksın ki ona! Kırgınsın. Kırgınlığın geçtikten sonra sarılırsın." Gerçekteyse sarılmanın işlevi tam da budur: Kırgınlığı tamir etmek. Kırgınlıkları şefkat ve merhamet yüklü bir sarılmadan daha öte ne iyileştirebilir ki?

Bazen de şöyle olur: Sevdiklerimizden bize sarılmalarını istemek acizlik ve dilencilik gibi gelir. "Bana sarılmana ihtiyacım var babacığım demek bana iman zayıflığı gibi geliyor, ihtiyacımı O'ndan istemeliyim" diye bir ses uyanır içimizde. Dünyada vesileler ile gelir şefkat ve merhamet. Sarılarak şefkat ve merhamet talebimiz O'ndan talep ediştir. Çünkü sarılmada aldığımız ve verdiğimiz şefkat ve merhamet O'na aittir. O'nun olanı alır ve veririz.

Zor gelse de, çok zor gelse de sarılarak bizden şefkat ve merhamet bekleyen insanlar var. Çok yakınımızda hem de. Unutulmamalıdır ki merhamet ve şefkat en çok merhamet ve şefkat edenlerin üzerinde tecelli eder. Sevdiklerimize sarılarak onlara O'nun merhamet ve şefkatinin bir cilvesini sunduğumuzda bu O'nun da bize merhamet ve şefkatini celbedecektir. Bundan daha büyük bir kazançsa düşünemiyorum.

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=867610

Yorum (yok) Yorum yaz!

Gel Kardeşim Seninle Barışalım

Barışalım - ÖYKÜ & BERK

Gel kardeşim seninle barışalım barışalım
Düşmanlığı ara aradan kaldıralım
İnsanoğlu için önce insan olalım
Gel beraber olalım gel beraber olalım

Hem canımsın hem kanım
Gel beraber olalım gel beraber olalım
Hem canımsın hem kanım
Topraktan gelen insanoğlu

Yine toprağa döner
Doğruyu bulmak için
Bu kavga gürültü niçin
Faydası yok bu kinin

Hiç kimse için
Sen düştün kardeşine
Bıraktın gittin onu yine
Bekledi yollarını her gün her gece

Sen küstün kardeşine
Bıraktın gittin onu yine
Bekledi yollarını her gün her gece

Bedeninden daha çok
Değeri var ruhunun
Mevlam güzel yaratmış
Canım gözümün nuru

Önce sevip saydım
Sonra korudum onu
Ben onu ben onu ben onu
Bedeninden daha çok

Değeri var ruhunun
Mevlam güzel yaratmış
Canım gözümün nuru
Önce sevip saydım

Sonra korudum onu
Ben onu ben onu ben onu
Topraktan gelen insanoğlu
Yine toprağa döner toprağa döner

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hepimiz Kardeşiz

Kardeşlik Türküsü

Mahsun Kırmızıgül ve Sanatçılar



Yorum (yok) Yorum yaz!

DOSTLUK :)



Dostluk, Sabah öperek uyandırmaktır.



Aynı dala tutunmaktır kimi zaman




Aynı bisikleti sürmektir. Ayağınız yetişmese bile...




Dans etmektir kolkala...



Küçük hediyeler almaktır...

ve Kimi zaman aynı kalbi paylaşmaktır..




Öpmektir onu doyasıya


Ve bunu söyleyebilmektir

'Dostlugun en büyük Armağan Bana'




























































































 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
 
 
 


 
 
 
 
 
 


 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sevilmek İçin Annesinden Randevu Alan Çocuk!

Sevilmek için annesinden randevu alan çocuk!

ANNE BENİ SEVER MİSİN?
Adlı sunuyu izlemek için tıkla

 

Yapılmaması gerekenleri biliyorlar da büyükler,
ama yapılması gerekenleri bilmiyorlar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yumuşak Konuş Ki...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yüzünü Dökme Küçük Kız

Yüzünü dökme küçük kız

Bırak üzülmeyi

Bir tek sen misin bir düşün

Unutan sevilmeyi

 

Her siyahın bir beyazı

Gecelerin gündüzü de vardır

 

Yüzünü dökme küçük kız

Kızma onlara

Yalnız sen misin bir düşün

Zincir oranda buranda

 

Her tutsağın bir kaçışı

Uykunun uyanışı da vardır

 

Yüzünü dökme küçük kız

Yaşamın anlamını bul

Sonra dinle kendini

Yolunu bil

 

Her siyahın bir beyazı

Gecelerin gündüzü de vardır

 

Söz-Müzik: Bülent Ortaçgil

Yorum: Sezen Aksu

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sevilmek İçin

Yorum (yok) Yorum yaz!

Allah'ım bana sevmeyi sevdir!

Yorum (yok) Yorum yaz!

Herkes Sevmeye Sevilmeye Muhtaç

Su dünyada sevgi büyük ihtiyaç
Herkes sevmeye sevilmeye muhtaç

Herkesle dost ol; herkesle arkadaş
Ömrümüz geçiyor bak yavaş yavaş
Onda bunda şundadır
Şunda bunda ondadır
Mavi boncuk kimdeyse
Benim gönlüm ondadır
Emel SayınMavi Boncuk

Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki Sayfa ::


Bir Hurafe: İbretlik Resimler ve Hz. İsa Görünümlü Ağaç


Duam: Çocuklar Ölmesin!
Tıklayın, duama siz de katılın