Bizi Namaz Kılmaktan Alıkoyan Ne?
Namazını Kıldın Mı?
Sağ sütundaki Veli Bilgilendirme Sistemi yazısı tıklanarak notlar
öğrenilebilir.
Hafta hafta işlenen konularımızı takip ederek her zaman dersimize hazırlıklı olmak isteyen
öğrencilerimiz de Bu Haftaki Dersimiz yazısına tıklamalıdırlar.
Namaz Kılalım Namaz
Namaz dinin direği
Kul olmanın gereği
Sevindirir meleği
Namaz kılalım namaz
İnsan dertten kurtulur
Kalbi imanla vurur
Rabbimiz razı olur
Namaz kılalım namaz
Gözün nuru namazdır
Bekleme vaktin azdır
Meleğe sevap yazdır
Namaz kılalım namaz
İnsanın saadeti
İmanın alameti
İstersek selameti
Namaz kılalım namaz
Haktan yüce hitaptır
Edası çok sevaptır
Kabrimizde cevaptır
Namaz kılalım namaz
Ruhumuzun gıdası
Kalbimizin cilası
Müminlerin duası
Namaz kılalım namaz
Herkes namaza muhtaç
Mahşerde başlara taç
Müminler için Mirac
Namaz kılalım namaz
Gönülleri şen eder
Kötülükten men eder
Hemen huzura gider
Namaz kılalım namaz
Namaz yüce bir paye
Mahşerde olur saye
Vasıta değil, gaye
Namaz kılalım namaz
Hakka yap ibadeti
Büyüktür fazileti
Kaçırma cemaati
Namaz kılalım namaz
Kim doğru namaz kılmaz
Hikmetten nasip almaz
Kolayca huzur bulmaz
Namaz kılalım namaz
Namaz şifa her derde
Cehennem için perde
Kılmak gerek her yerde
Namaz kılalım namaz
Namaz imanın başı
Akıt gözünden yaşı
Erit kalbdeki taşı
Namaz kılalım namaz
Yüzler kaplanır nurla
Vücut çevrilir surla
Huşu ile şuurla
Namaz kılalım namaz
Ölüm özür anlamaz
Yaşlı ve genç ayırmaz
Dünya kimseye kalmaz
Namaz kılalım namaz
NOT: Bu ilahinin bir kaydını ve sözlerini buldum. Ancak şairini ve söyleyeni bulamadım. Kaynakları önemsiyor ve öğrenmek de istiyorum. Bilen yorumlarda yazarsa sevinirim. Bir de bilgisayarıma indiremedim. mp3 olarak dosyası olan bir arkadaş gönderirse derslerde kullanmak istiyorum.
dkabogretmeni@mynet.com
Evlerin arasında fakir ve önemsiz, fakat manevi bir büyüklük ile gökyüzüne doğru yükselen eski caminin küçük ve ihtiyar minaresi boştu...
Sonra minarenin şerefesinde genç müezzinin zayıf gölgesi hareket etti. Ben hırkama bütün bütün büründüm. Soğuktan büzülmüş ve düşünceli ruhumu titreten ezanı dinlerken, on beş senedir kalkabildiğim bu büyük ve ruhaniyet dolu sabahların birincisini düşünüyordum.
Ah on beş sene evvel... Şimdi beni saran teselliden ne kadar uzak bulunduğum annem, dünyada tek düşkün olduğum bu saygıdeğer vücudu işte hatırlıyorum, on beş sene evvel beni ilk sabah namazına kaldırmış idi.Galiba yine böyle bir kıştı. Onun odasına bitişik olan küçük karyolamda uyurken bir öpücük gibi alnımı okşayan nazik eliyle, nazik ince parmaklarıyla saçlarımı tarayarak:
- "Haydi Ömerciğim kalk, demişti. "Kalk haydi yavrucuğum."
Ben gözlerimi açmıştım. Köşedeki küçük yazıhanenin üzerinde yanan küçük gece kandili -ah, bunu unutamam, bu bir kedi kafası idi- iki pencereli olan odamın beyaz, muşamba perdelerinin esmerliklerini aydınlatıyor ve yeşil camdan gözleriyle bakıyordu.
-" Fakat anneciğim, demiştim, daha gece..." Her vakit öptüğü yerden, sol kaşımın ucundan tekrar öperek:
- "Yok yavrucuğum, saat on iki, sonra vakit geçer... diye koltuklarımdan tutarak kaldırdı. İçi fanilalı küçük terliklerimi giyerek ve gözlerimi yumruklarımla ovuşturarak onu takip ettim. Karanlık sofadan bir anda geçerek odasına girdik. Bağdaş kurmuş bir zenciye benzeyen siyah ve alçak soba gürüldeyerek yanıyordu. Aaa... Pervin de kalkmış... Pervin hizmetçimizdi. Elindeki sarı güğümü sobanın üzerinden indiriyordu. Onun kalkacağına hiç ihtimal vermezdim. Annem demişti ki:- Pervin her sabah kalkar.Ben hiç kalkmadığım halde onun her sabah kalkmasına şaşırdım. Hırkamı çıkardılar, kollarımı sıvadılar, abdest leğeninin yanına çömeldim. Anneciğim: “Öyle yorulursun” diye küçük bir iskemleyi altıma koydu, ona oturdum.
–“Haydi besmele çek...”; diyor. Pervin, ılık suyu ellerime döküyor, annem baş ucumda;
–“Yüzünü... Kollarını, yine üç defa..” diye fısıldıyor. Unuttukça:
“Aa, hani başına mest..?” gibi uyarılarla yanlışlarımı bana tekrar ettiriyordu. Abdest bitince annemle beraber, yavaş bir sesle namaz dualarını okuyarak kollarımı ve yüzümü kuruladık. Pervin de ayaklarımı kuruladı. Çoraplarımı giydirdi. Isınmak için sobanın önüne gitmiştim. Arkama dönünce, annemi, tiftik seccadeyi açıyor gördüm... Sonra başına yeşil başörtüsünü örterek beni çağırmıştı:
–“Gel...” Gittim, küçücük ben, onunla bir seccadede, bir yavru samimiyet ve saadetiyle o tatlı, hassas anne vücudunun yanında durdum. İki söz ile bana, yapacağımı, önceden öğrettiklerini tekrar etti:
–İki rekat sünnet... gece öğrendiklerini unutmadın ya?..
–“Hayır...”
–“Haydi...”
O, başlangıç tekbirini omuzlarına kaldırarak kadın gibi yaparken, ben de gayri ihtiyari onu taklit etmiştim. Sünneti bitirdikten sonra, bana, gözlerinin tatlı ve tesirli bir tebessümü ile gülerek:
–“Yavrum” demişti, "Sen kadın mısın?... Kadınlar öyle başlar, sen erkeksin.” Sıcacık elleriyle benim küçük ellerimi kulaklarıma kaldırıp:
–“İşte böyle…” diyerek erkek başlangıç tekbirini öğretti. Ben de tekbiri öyle alıp annemden farkımı, niçin erkek olduğumu, erkek olmanın yalnız küçük kızları dövmek ve onlara hakim olmaktan başka da farkları olacağını düşünerek namazı bitirdim. Dua ederken sordum:
–“Nasıl dua edeceğim anne?” O dua ediyor ve dudakları hareket ettikçe başörtüsü de hafifçe titrer gibi oluyordu. Başını salladı, duasını bitirdikten sonra, daha hala hatırımda:
–“Evvela, İslam olduğun için, Ey Rabbim, sana hamd ederim, de... Sonra da vatanımızın düşmanlarını perişan etmeni senden dilerim, de... Sonra da bütün eziyet çeken, hasta olan, felakette bulunan, fakir olan Müslümanların selamet ve sıhhatlerini senden isterim, de... Kendin için, iyi olman ve şeytanın yalanlarına aldanmaman için dua et” demişti. Ben bu basit ve Türkçe duayı, annemin dolabındaki birbiri üstüne duran ve karıştırmam "Dua kitaplarıdır, sakın ilişme" uyarısı ile daima yasaklanan yıpranmış, Arapça, esreli ve üstünlü kitapları hatırlayarak içimden söyledim, fatiha... Annem seccadeyi toplayarak bana uyuyup uyumayacağımı sordu, uykum var mıydı? Bunu bilmiyordum... Cevap vermedim. Annem:
–“Haydi öyleyse git kitabını getir, dersini dinleyeyim.”
–“Peki”
Artık esmer ve duman gibi bir aydınlıkla ışıklanan sofadan hızla geçtim. Odamın perdeleri biraz beyazlamış, küçük gece kandilinin yeşil gözleri sönerek siyah iki nokta gibi kalmış, sanki, geceleri kendisine bırakarak uyuduğum bu kedi kafası artık ölmüş, hayatı terk etmişti. Yazıhanemin üstünde açık duran kitabımı kaptım, annemin yanına koştum, hiç yanlışım çıkmadı. Annem geceleri derdi ki:
–“Yatmazdan evvel dersini üç defa oku yavrum, uyurken melekler sana onu öğretir. O melekler bu gece de uykumda bana dersimi öğretmişlerdi. Annem şefkatli aferinlerle saçlarımı okşadı ve:
–“Daha mektebe çok vakit var, diye beni kendi yatağına yatırdı.Uykum yoktu, anneme bakıyordum. Yeşil başörtüsü başında, bu yarı aydınlık içinde, bir hayal gibi hareket ederek Kur'an'ını aldı ve pencerenin kenarına, geniş sedire oturarak ince ve narin sesi ile okumaya başladı. Ruhumda bir şiir izi bırakan bu güzel sesi dinleyerek... Büyük yeşil başörtüsünün altında, tıpkı ölen bir kardeşime benzeyen güzel ve temiz çehresini görerek... Ve yavaş yavaş sallanan başının Allah'a yalvaran hafif ahengini seyrederek dalıyordum. Perdelerin altından görülen dumanlı gökyüzü gittikçe aydınlanıyor, geç kalmış birkaç yıldız koyu lacivert bir atlasa düşmüş mavi ve nadide elmaslar gibi parlıyor, mavi ışıklar yaparak parlıyorlardı. Annemi bir meleğe benzetiyordum. Bu hayalle melekleri düşünerek... Kur'an okuyan annemin şimdi etrafına toplanmaları gereken melekleri göreceğimi zannederek dalıverdim. Yüzümün üstünde, ahirette güller bitecek ve cehenneme girecek olursam asla yanmayacak olan sol kaşımın ucunda tatlı bir ürperme duyuyor, sonra annemin aydınlık bir zambak parlaklığı ile ışıldayan dudaklarının kımıldanmasına bakarak... O görülmeyen melek kanatlarının saçlarıma, annemin şimdi Kur'an tutan ince parmakları ile okşadığı sarı ve çok saçlarıma dokunduklarını hisseder gibi oluyor ve dalıyordum...
Ömer Seyfettin
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Daha fazla bilgi için sitemizin sağ sütunundaki namaz sitesi linklerine tıklayın.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Namaz, dinimizin beş şartından biridir.
Günde beş vakit ve bir ömür boyu en iyi arkadaşımızdır.
Bizi dünyada ve ahirette kurtuluşa ve başarıya ulaştıran yoldur.
Rabb’imiz buyurur ki:
“Muhakkak ki müminler mutluluk ve başarıya erdiler. Onlar namazlarında tam bir saygı ve tevazu içindedirler. (Mü’minun Sûresi,1ve 2. Ayetler)
Namaz, Rabb’imizle aramızdaki çok kuvvetli bir bağdır.
Beden ile yapılan ibadetlerin en üstünüdür.
Günahlarımıza ve kusurlarımıza örtüdür. 
Dünyadaki bütün Müslümanlarla birlikte, tek bir yürek gibi kıbleye yönelmemizdir.
Bu yüzden dinimizin direği, sıkıntılara karşı kuvvetimiz, iyilikte şükrümüzdür.
Namaz, Rabb’imizi anmak, O’nunla söyleşmek ve O’nu çok sevmektir.
Namaz, Sevgili Peygamberimiz’in dosdoğru yoluna tabi olmaktır.
Namaz, Peygamberimiz’e selam göndermek ve bütün Müslümanlar için esenlik dilemektir.
Namaz, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in huzur veren bahar iklimine girmektir.
Namaz, abdest ve dua ile bütün kötülüklerden arınmamızdır.
Rabb’imizin yardımını, himayesini dileme ve Meleklerle arkadaşlığımızdır.
Kısaca namaz, kalbimizdeki sevginin ibadete dönüşmesidir.
Arkadaşım, sayı: 214
![]() |