Yeni bir başlangıç için sömestr iyi fırsat!
Öğrenciliğin en sancılı dönemlerinden biridir karne dönemi. Hangi dersin notunun, dönemin sonuna nasıl yansıyacağı merak edilirken, karne alındıktan sonra girilecek tatil bile kimilerimize teselli olmayabilir.
Hele bu süreçte kırık notları takıntı haline getirmek ve umudumuzu yitirmek, kendimize yapacağımız en büyük kötülük belki! Düşük notlarla dolu bir karneye bakıp iç karartmak yerine, sömestr tatilini kendimize çeki düzen vermek için kullanabiliriz. Uzmanlar, sakin olunduğu ve ümitsizliğe düşülmediği takdirde başarılı bir öğrenciliğin hiç de zor olmadığı konusunda hemfikir. Tabii burada öğrenciler kadar okul yönetimine ve ailelere de bazı görevler düşüyor.
Tatiller, bilhassa öğrenciler için çok önemli ve güzel günlerdir. Yoğun geçen bir dönemin ardından gelen uzun bir tatil gezip eğlenmek ve dinlenmek için birebirdir. Ama ya karne! Dönem sonunda karşılaştığımız kötü notlar, bazen iple çektiğimiz bu tatil günlerini zehir edebiliyor. Özellikle, ‘derslerimi nasıl düzelteceğim' endişesi paniğe dönüşürse vay halimize… Ancak bunun sağlıklı bir durum olmadığı açık. Oturup kara kara düşünmek yerine harekete geçmek ve bir an önce sistemli çalışmaya başlamak şüphesiz sorunları çözmenin en makul yolu. Bu konuda da rehber öğretmenlerin uyarıları önemli bir rol oynuyor. Bağcılar Barbaros Lisesi Rehber Öğretmeni Mahmut Temur, yapılması gereken şeyin öncelikle tatil olduğunu vurguluyor. Ancak öğrencilerin bir süre dinlendikten sonra, zayıf olan derslerine yoğunlaşması gerektiğinin de altını çiziyor. Ailelerin bu konuda sabırlı olması gerektiğini hatırlatan Temur, "Öğrenciler için tatil sosyal etkinliklere de bir fırsat olabilir. Eğitim bir süreçtir. Tatil de bu sürece bir ara vermek olarak algılanmamalı. Sömestr gibi uzun aralar da, başarılı ya da başarısız olarak değerlendirilmeden tüm derslerin mutlaka gözden geçirilmesi gerekiyor." diyor. Temur, öğretmenlerin önerdiği tarama testleri ve tatil kitaplarının da gözden geçirilmesinin çok yararlı olacağını kanaatinde.
Ailenin ve öğrencinin gayretinin yanında, rehber öğretmenlere de önemli görevler düşüyor. Uzmanlar, devlet okullarında vazife verilen psikolojik danışman ve rehber öğretmenlerin sayısının sınırlı olduğunu söylüyor. Demir, "Biz de karne durumu kötü olan her öğrencinin anne ve babasını okula çağırıp, durumu izah edelim isteriz. Ama rehber öğretmenlerde bir eksiklik var. Bunun yanında da bin 500 öğrencimizin 3 bin velisi olduğu düşünülürse okula gelen veli sayısı 60-70. Onlar da durumu iyi olan öğrencilerin velileri birçoğu." diyor.
Ebeveyne de eğitim şart!
Alanya Özel Ufuk Lisesi Rehber Öğretmeni Ali Kayaalp: Okulun ilk açıldığı hafta, okul yönetimi ve psikolojik danışmanlar velilerle bir ortak toplantı yapmalıdır. Gençlerin karakteristik yapıları ve ruh halleri hakkında bilgi alışverişlerinde bulunmak da mutlaka gerekli. Ayrıca, birinci dönem veli toplantısında özellikle zayıfı olan öğrenci velilerine, çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda seminerlerle bilgilendirme yapılmalıdır. Bu işlem aile ve çocuktaki kaygı ve aşırı stresi karneden önce önleyecektir. Böylece karneyi gören veli notların düşük olması karşısında "Bu ne biçim karne, o kadar emek ve masraf yaptık, okula boşa mı gidiyorsun, senin hiç mi kafan basmıyor…" diye çıkışmayacaktır. Örneğin; 6. sınıftan bir öğrencimizin ailesini karneyi vermeden önce çağırdık. Onun dört zayıf notu vardı ve biz bilgilendirmeyi çocukla beraber aileye de yaptık. Karşılıklı çözüm önerilerinde bulunduk ve bulduğumuz çözümü de öğrencimizle birlikte aileye de anlattık. Onlar da sömestrla birlikte bu önerilerimizi uygulamaya başladılar ve öğrencimiz şimdi 7. sınıfta ve takdirlik bir öğrenci oldu. Bu mutlu tablonun ortaya çıkması için yapılması gerekenler çok basit. Paylaşıma dayalı ilişki kurulmalı. Sevinçler ve üzüntüler paylaşılıp şefkatle yaklaşılmalı. Birlikte bir dizi plan ve aktiviteler yapılmalı. En önemlisi unutulmamalı ki, karne, zekânın bir göstergesi değil, dönemlik performansın bir yansımasıdır.
Hiçbir öğrenci başkalarıyla kıyaslanmak istemez!
İstanbul Özel Fatih Lisesi Rehber Öğretmeni Mustafa Topal: Karneler, öğrenciye olduğu kadar anne ve babaya da verilen belgelerdir. Bu nedenle başarı seviyesinin yükseltilmesinde en az öğrenciler kadar anne ve babaya da görev düşüyor. Ama öncelikli yapılması gereken iş, yanlışlığın nerede olduğunun teşhisi. Ancak bir sorunu gidermeye çalışırken ebeveynlerin düştüğü en büyük hata, çocuklarını bir başkasının çocuğuyla kıyaslamak oluyor. Böyle bir mukayese, çocuk tarafından aşağılanma ve güvensizlik olarak anlaşılıyor; bu da ters tepebiliyor. Çocuğunuz başarısız bile olsa, ona kesinlikle sevginizi göstermelisiniz. Bu motivasyonla bir süre sonra toparlanacak ve başarıyı yakalayacaktır. Yeter ki çocuğunuzla aynı dili konuşmaya özen gösterin. Bunun yanı sıra, başarısız olduğu dersleri nasıl düzeltebileceği noktasında birlikte çözüm arayışına girin. Ders çalışması için zorlamayın. Alternatif faaliyet alanları bulun. Oyun, eğlence, dinlenme haklarına saygı gösterin ve buna yönelik planlar yapın. Sinema, tiyatro, şehir gezisi, hayvanat bahçesi, yürüyüş, gibi çocuğunuzun hoşuna gidecek faaliyetleri birlikte gerçekleştirin. Ne de olsa tatil diye vaktini boşa harcayan çocuklarınızın zamanını düzene koyun. Aksi takdirde ikinci dönem başlangıcında okula uyum sağlamakta zorlanacaktır. Televizyonu çok izlemesine, bilgisayarda saatlerce oyun oynamasına ve internette vakit geçirmesine izin vermeyin. Bunlar yerine alternatif şeyler bulun, hoşuna gidebilecek kitaplar hediye edin ve onları okumalarını sağlayın.
http://genclik.zaman.com.tr/?bl=5&hn=1198